ÜLKÜCÜLERİN MEKANI

SİTEMİZDEKİ PAYLAŞIMLARIN HEPSİNİ GÖRMEK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 NİHAL ATSIZDAN SEÇME SÖZLER 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kayıt tarihi : 18/02/09

MesajKonu: NİHAL ATSIZDAN SEÇME SÖZLER 2   Paz Şub. 22, 2009 8:02 pm

-Her iman ahlaka yürüyeceğine göre, Türkçülük’de de sağlam bir ahlakın
bulunması birinci şarttır.
● Herkes barıştan söz ettiği halde herkes savaşıyor. Çünkü herkes kendi yarınını, öbür gününü, daha uzak geleceğini emniyete almak istiyor. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor. Çünkü herkes birbirinden korkuyor.
● Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü
sağlamlaşır. Türklük güçlenir.
● Irkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve
büyükleri hayran kalırken, bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi
kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kasda makrunsa alçaklık,
böyle bir niyete matuf olmadan inanılmış ise kör gözlü bir budalalıktır.
● İki millet arasındaki gerginlik ikisi arasında kalmıyorsa bunun sebebi, o ikisi
arasındaki savaş sonunda doğacak durumun şu veya bu milletleri de başka
açılardan ilgilendirecek nitelik taşımasıdır.
● İktisadi doktrinler çabuk değişir, değişmeyen prensipler, milliyetçilik
prensipleridir.
● İlim ve hakikat, siyasetin oyuncağı olamaz.
● İlk düşüneceğimiz şey: Türkiye'de Türk Kültürü'nü hakim kılmak, yabancı
tesirleri silkip atmaktır.
● İnsanları insan yapan, büyük bir düşüncenin ardından koşmalarıdır. İnsan, şeref için ve muhteşem saydığı bir gaye için ölmesini bilen yaratıktır.
● İnsan meziyet sahibi olmaya mecburdur.
● İstek ve inanç, her güçlüğü devirir.
● Kendimize dönelim. Ahlak, edebiyat, mu***i, giyim, zevk, yemek, eğlence,
hukuk, aile, adet, anane ve her şeyde milli olalım.
● Kıbrıs davası er-geç bir çözüm yoluna girecektir. Nasıl gireceğini bilemiyoruz. Çünkü bizim için Kıbrıs davasının çözümü,ancak Kıbrıs'ın Türkiye'ye
katılmasıyla mümkündür. Bugün bu kadarı olamayacaktır ama, Türkçülük
ülküsüyle yetişen bir gençlik var ki, onlar yarın bu ülküyü gerçekleştirirler.
●Kızılelma, Türk milletinin manevi besinidir. Açlar yiyecek bulamadıkları
zaman nasıl faydasız, zararlı, hatta zehirli nesneleri yerlerse; Türk milleti de
“Kızılelma” kendis!ine yasak edildiği için marksizm ve kozmopolitizm gibi
zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor.
● Kızılelma ülküsüne “tehlikeli maceracılık” diyenler, bugünkü Araplar ile
Yahudiler'e bakıp düşünmelidirler. Hele Yahudiler 2000 yıl önce kaybettikleri
vatanlarını yeniden ele geçirmek ve yalnız kitaplarda kalmış olan İbrani dilini
diriltip bir konuşma dili haline getirmek uğrundaki çalışmaları ile dünyaya
örnek olmuşlardır.
● Kızılelma ülküsünün gerisinde savaşlar ve büyük sıkıntılar görüp de korkanlar
bulunabilir. Kendi rahatı ve keyfi kaçmasın diye insanlık davası (!) güdenler,
ülküyü inkar edenler her zaman, her yerde çıkabilir. Fakat bir milletin içinde
büyük bir çoğunluk milli ülküye inandıktan sonra, geri kalanlar da ister istemez
bu milli akıntıya uymaya mecburdurlar.
● Maddileşmiş bir insan vatan için ölür mü? Bencil bir insan muhtaçlara yardım
eder mi? Milletine inanmayan bir adam yabancı ile işbirliği yapmaz mı? Erdemi
gülünç bulan birisi çalıp çırpmaz mı?
● Milattan önceki yüzyıllarda Hunlar, çocuklarını, topluma faydalı olabilecek bir
terbiye ile yetiştirirlerdi. Topluma faydası dokunmayacak kadar yaşlanmış
olanlar ise intihar ederlerdi.
● Milletimiz ne fedakarlıkta, ne milletseverlikte, ne yaratıcılıkta ve ne de
müminlikte hiçbir milletten geri değil ve hatta ileridir.
● Milleti yapan unsurlardan biri de din olduğuna göre, Türkler'in dini üzerinde de durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki, Türkler'in dini müslümanlıktır. Eski
dinimiz olan Şamanlık'dan da bazı unsurlar alarak bir Türk müslümanlığı haline
gelen bu din, on yüzyıldan beri bizim milli dinimiz olmuştur.
● Milletleri millet yapan, uğrunda ölecekleri yüksek ülkülere bağlanmış
olmalarıdır.
● Milletler fedakar fertlerin çokluğu nisbetinde yükselir.
● Milletler, ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptir.
● Milli ahlak; bizim için cephelerde kan döken, tarlalarda alınteri akıtan ve
nihayet bütçemizi doldurmak için kesesini boşaltan halkımızın, malına ve
canına göz dikmemektir. Onun için çalışmayı, kendimiz için çalışmaktan üstün
tutmaktır.
● Milli benliğe inanmak, Türk Milleti’nin mukaddes haklarına, faziletlerine,
kabiliyetlerine, cevherine ve asaletlerine inanmak demektir.
● Milli benliğimize inanalım. Milletimize tapalım.
● Milli mukaddesatı olamayan millet, millet değil, hayvan sürüsüdür.
● Milli şuur bir ışıktır. Yurdu aydınlatır ve gizli köşelere sinmiş olan bütün
akrepleri açığa çıkararak, karanlıkta iş görenlere engel olur.
● Milli şuur, bir milletin kendini duyması ve bilmesidir.
● Milli şuur, bir milletin yaşama ifadesi, hayat kaynağı ve en kuvvetli silahıdır.
● Milli şuurun uyanık olduğu yerlerde, yabancı unsurların borusu ötmez.
● Milli şuurun uyuşuk veya uyanık olması, milletlerin yaşama kabiliyetleriyle
orantılıdır.
● Milli şuur uyanık olunca başıbozuktan kurmay, vatan haininden profesör,
hekimden dilci, cahilden müverrih, yabancıdan vekil, serseriden ülkücü çıkmaz.
● Milli ülkülerde onun şiir yönü olan bir romantizm bulunmakla beraber ülkü;
aslında gerçeklere dayanan, açık ve kesin amaçları olan bir duygular ve
düşünceler sistemidir.
● Milli ülküler, toplulukların yaratıcı kuvvetidir.
● Milli ülküler, yüzyıllar boyunca değişmeden yaşar
● Milli ülkü yalnız madde üzerine kurulamaz. Milletlerarası ilişkilerde, yalnız
insanlarda bulunup öteki yaratıklarda bulunmayan şeref ve haysiyet
kavramlarının, yani manevi faktörlerin de payı vardır.
● Milliyetçiliğin zamanı geçmez, dünyada milletler ve diller kaldıkça,
milliyetçilik de kalacaktır.
● Milliyetçilik, öyle kuvvetli sosyal bir kanun, öyle müthiş bir hakikattir ki, hiçbir kuvvet onu kaldıramaz, yok edemez.
● Milliyetçilik, toplumların binlerce yıldan beri nice çilelerle, olgunlaşa olgunlaşa vardığı büyük sonuçtur.
● Ne kadar milliyetçi olsak, yine geçmişe bağlıyız. Çünkü; kökü mazide olan atiyiz.
● Ortak düşüncesi olmayan toplulukta, herkes, yalnız kendi çıkar ve zevkini
düşünür. Böyle bir toplulukta fedakarlık, saygı, nezaket kalmaz. Bencillik,
kabalık, rüşvet, iltimas ve namussuzluğun türküsü alır yürür.
● Ölümsüz hayat olmayacağı gibi, kin olmadan da sevgi olmayacaktır.
● Ölürken gözlerimizde parlayan son ışık, milli mirasın hayali olacaktır.
● Rum demek akrep demektir. Akrep nasıl, kendisine iyilik olsun diye derenin
karşı kıyısına geçiren kaplumbağayı sokmuş ve “ne yapayım, huyum böyle”
demişse, Rum da aynı şekilde Türk düşmanlığı huyu ile yoğurulmuştur.
● Sosyalizm-komünizm maskaralığı, bir hamakat modasıdır, geçecektir.
● Sözlük anlamı “and” ve “uzak hedef” demek olan “ülkü”, topluluğu aynı yolda yürüten bir kuvvettir ki, bu uğurda insanlar birbirlerine karşı içten sözleşmiş gibidirler.
● Şerefliler taviz vermezler. Şerefin tavizi yoktur.
● Tarihi düşmanlar, ancak dışişleri bakanlarının dostudur. Milletin asla…
● Tarihimizle övünmek hakkımızdır.
● Tarihin başlangıcından beri yapılan savaşların hemen hepsinde, dikkatlice
bakılırsa, bir savunma unsuru vardır. İlk saldıran tarafta bile kendini koruma
içgüdüsü az veya çok bellidir.
● Tarihte gerçek olan şeyler, gelecekte de gerçek olabilir.
● Taviz bir fedakarlıktır. Ancak dosta karşı yapılır. Düşmana verilen taviz bir
nevi yenik düşmeden başka bir şey değildir.
● Taviz, dostun gönlünü kazanmak için verilir. Düşmanın bir gönlü yoktur ki;
kazanılsın.
● Taviz hangi düşmanı isteğinden vazgeçirmiş, hangi taviz veren kazançlı
çıkmıştır.
● Tavizin hiç bir güçlüğü çözmediğinin son örneği Kıbrıs meselesidir. Yunanistan
gibi küçük ve aciz bir devlet bile tavizlere kanmamıştır. Çünkü düşmana taviz
verilmez. düşmana verilen taviz onun cüretini ve iştahını artırır.
● Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı için belki "aferin" der ama kimse
onu şerefli ve haysiyetli saymaz.
● Taviz vermeyi kabul eden, hele bunda devam eden, yenilmeyi kabul etmiş
demektir.
● Tehlikeler nereden gelirse gelsin ve ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk Ülküsü’dür.
● Topluluklar, fedakar fertlerinin çokluğu nispetinde yükselir.
● Toplumlardaki kişileri birbirine bağlayan nesne, sadece kök birliği, çıkar ve
ihtiyaç değil, bunlarla birlikte ve aynı zamanda ülküdür.
● Turancılık, bütün Türkler'in birleşmesi ülküsüdür.
● Turancılık'la emperyalizmi karıştırmak büyük bir yanlıştır.
● Turancılık romantik bir hayal değildir.
● Turancılık, yani bütün Türkler'i birleştirmek ülküsü, milattan önceki üçüncü
yüzyıldan beri vardır. Türk büyüklerinin, iç huzuru sağladıktan sonra ardında
koştukları tek düşünce her zaman Türk Birliği olmuştur. Ancak İslamiyet bu
düşünceyi bir miktar değiştirmiş İslamlığı koruma kaygısı Türk Birliği
ülküsünü zaman zaman az veya çok ihmal ettirmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ulkuculerin-mekani.hareketforum.com
 
NİHAL ATSIZDAN SEÇME SÖZLER 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÜLKÜCÜLERİN MEKANI :: BÜYÜK LİDERLER :: DİĞER LİDERLER-
Buraya geçin: